MENU
  • Haberler
  • Video Galeri
  • Foto Galeri
  • Müzik
  • Sesli Köşe Yazıları
  • medya
  • Sinema
  • news
  • Aktüel
  • Para Kazanma
  • Tanıtım
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • Gizlilik Politikası
  • Haber Kaldırma talebi
  • Reklam ve Tanıtım
  • İLETİŞİM
  • Nöbetçi Eczaneler
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
DOLAR32.2053
EURO35.1156
GR ALTIN2500.6
ÇEYREK4111.0
Ankara
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Magazin
  • Spor
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Dünya
  • Yemek Tarifleri
Kapat

Yalın ve Güçlü Bir Dram: Zin ve Ali'nin Hikayesi

Ana SayfaFoto GaleriYalın ve Güçlü Bir Dram: Zin ve Ali'nin Hikayesi
Yalın ve Güçlü Bir Dram: Zin ve Ali'nin Hikayesi

2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali tüm hızıyla devam ediyor Mehmet Ali Konar’ın yönetmenliğini yaptığı, ‘’Zin ve Ali'nin hikayesi ...

13 June, 2022, Monday 12:17
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Abone ol

2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali tüm hızıyla devam ediyor
Mehmet Ali Konar’ın yönetmenliğini yaptığı, ‘’Zin ve Ali'nin hikayesi’’ sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Festivalin Ulusal Yarışma başlığı altında gösterilen film, oğlu İstanbul’da öldürülen Bingöl’ün köyünde yaşayan bir kadının bütün toplumsal ve politik baskılara rağmen oğlu için bir düğün halayı kurma mücadelesini anlatıyor.

Sinema eleştirmeni ve yazar Burak Göral moderatörlüğünde film söyleşisi yapıldı. Söyleşide filmin Yönetmeni Mehmet Ali Konar, “Yaklaşık iki yıl oldu filmi çekeli. Genelde bu tarz filmler yapıyorum. Hisler, insanlar, aileler genelde bu tür konuları işlemeyi seviyorum. Beni sinemaya iten şey bu… Oyuncu arkadaşlarıma da bunun bir yas filmi olduğunu, bu dilde nadir bir örnek olacağını anlattım. Bunu yaparken de temel yolumun fantastik öğelerle, bu yas fikrini hikayesini belgelemek istediğimi söyledim. Bana göre çok hassas olan bir mevzuya girmek istedim. Böyle şeylerden kendi kendime korkmadığımı ispat etmek istedim ve böyle bir film çıktı” diye konuştu.
Erdem Tepegöz’den Distopik Bir Film: Gölgeler İçinde
Yönetmen Erdem Tepegöz’ün sınırları aşan filmi Gölgeler İçinde, Festivalin Ulusal Yarışma başlığı altında gösterildi. Film zamansız ve mekânız distopik bir hikayeden oluşuyor. Bilim-kurgu türündeki filmde, ilkel bir teknolojiyle yönetilen bir fabrikada çalışan maden işçisi, çalıştığı makinenin sorun çıkarmasıyla içinde bulunduğu sistemi sorgulamaya başlar ve fabrikanın bilmediği derinlikleriyle yüzleşir.
Film gösteriminin ardından Sinema eleştirmeni ve yazar Burak Göral moderatörlüğünde film söyleşisi yapıldı. Söyleşide Erdem Tepegöz, “Bende bir İzmirli olarak bu salonda filmi göstermekten çok müteşekkirim. Filmin hikayesi aslında benim pandemiden önce temel olarak sorduğum bir soru vardı kendime; Neyin içindeyiz? sorusu. Biraz onu anlatmak istedim. Alegorik olarak anlatmak istedim. Bir ‘’kapalı sistemde ya yalnızsak! ve duvarın arkasında ne olduğunu sorguluyorsak’’ düşünceleriyle çıkmıştı film. Cevabını bulmakta biraz zorlanıyordum ve soruyu da izleyicilerle birlikte sormak istediğim için bu film ortaya çıktı” diye konuştu.
Bitmeyen Bir Masalı Yaşamaktan Bıkmayanların Hikayesi
Tayfun Belet’in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği, belgesel filmi Unkapanı: Bitmeyen Masal izleyicisi ile buluştu. Tayfun Belet, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın yeni yüzünü belgesel haline getirdi. Kaset ve CD piyasasının çöküş yaşaması, yerini tamamen dijitalleşmeye bırakması sonucu bir zamanların şöhret kapısı olarak görülen Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın koridorlarının boşalmasını anlatan film, bitti denilen masalı hayalleri uğruna terk etmeyen insanların trajikomik hikayesini anlatıyor.
Vecdi Sayar moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Tayfun Belet; “ Çok heyecanlıyım çünkü çocukken ilk sinemaya geldiğim yerdeyim. İnşallah filmi çok beğenirsiniz. Belgesel benim hep aşkım olarak devam ediyor. Gerçekten inanarak bir film yapmak için elimizden geleni yapıyoruz. İstanbul'da yaşamaya başladığımdan beri Unkapanı Plakçılar çarşısı hep aklımdaydı. Kaset yok, CD yok. Dijitalleşti her şey. Ama bu insanlar ne yapıyor? Sorusu belgeselci içgüdüsüyle ortaya çıktığında bir gidip bakalım dedik. Ve böyle bir süreç gerçekleşti. Film biraz zorlu oldu ama bitirdik” dedi.
İşçi Göçünün Tarihini Müzikal Açıdan Anlatan Film: Aşk Mark ve Ölüm
Aşk Mark ve Ölüm belgesel filmin yönetmeni Cem Kaya ile Film söyleşisi yapıldı. Film, Almanya'ya 1961 yılında başlayan işçi göçünün tarihini müzikal açıdan anlatıyor.
Film, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden başlayan göç dalgasıyla birlikte, Almanya’nın en büyük yeraltı müzik sahnesinin anlatılmamış hikâyesini gözler önüne seriyor. Cem Kaya söyleşide, “Filmin konusu Almanya’da gurbetçilerin müzikleri ama aynı zamanda da Almanya’ya göçün tema olarak hikayesi. Onu harmanlayarak anlatmaya çalıştık, filmi üçe böldük; Aşk Mark ve Ölüm. Bir aşk bölümü var ilk jenerasyonu anlatan. Bir mark bölümü var orada ekonomik durumu anlatıyoruz. Hem paralar nasıl kazanılıyor? Nasıl harcanıyor? Eğlence kültürü, gazino; Bir de ölüm bölümü var. Onu biz farklı yorumladık. Çünkü Almanya'daki doksanlı yıllardaki yabancılara karşı saldırılar sonucu çok fazla insan öldü. Oradan da yeni bir müzik kültürü, ikinci ve üçüncü jenerasyonun yaptığı rap müzikler ortaya çıktı. Özellikle doksanlı yıllarda bu Türkiye'ye de yansıdı. Filmi bu üç bölüme böldük. Şimdi de festivallerde geziyor” diye konuştu.
Cazın Gücünün Irk Ayrımcılığa Karşı Mücadelesi
Ümran Safter’in yönetmenliğini yaptığı belgesel filmi Kapıyı Açık Bırak sanatseverler ile buluştu. Belgesel film, ırk ayrımcılığının yoğun olduğu dönemde, Amerika'ya giden iki gencin (Ahmet ve Nesuhi) müziğin yardımıyla ırk ayrımcılığına karşı mücadelesini anlatıyor. Filmden sonra yönetmen Ümran Safter ile söyleşi yapıldı. Ümran Safter konuşmasında, “ 2018 yılında bir Amerikan gazetesinde Ahmet Ertegün ile ilgili küçük bir haber okumuştum. Hepimiz Ahmet Ertegün’ü biliyoruz; Çok önemli bir müzik adamı. Onun 1930 ve 1940’larda Amerika’da ırk ayrımcılığının çok yoğun olarak yaşandığı dönemde müziğin gücüyle ırk ayrımcılığına karşı nasıl mücadele ettiğine ilişkin çok bilgim yoktu. Haberde, bunu anlatıyordu. Çok ilgimi çekti. Bu müthiş bir belgesel olur dedim. Kısa sürede aile ile irtibat kurdum hem de Amerika’da ki cazla ilgili çalışan prodüktörlerle, yazarlarla, gazetecilerle konuştum ondan sonra da çekim süreci başladı” dedi.
Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı

Haberi Kaynağından oku: Beyaz Haber Ajansı

Not : Bu haber BEYAZ Haber Ajansı internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi [email protected] adresimize gönderebilirsiniz.

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Bizi Takip Edin
Facebook
Twitter
Instagram
Foto Galeri

Red Bull BC One Dünya Finali heyecanına geri sayım başladı

Cumhuriyetin 99. Yılında Çankaya'dan İki Sergi Birden

Komedide Vodvil Rüzgarı 'Şimdi Yandık' Amazon Prime'da

Yahudi Kültürü Avrupa Günü 13 Kasım’da İstanbullularla Buluşmaya Hazır

Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
Gizlilik PolitikasıHaber Kaldırma talebiReklam ve TanıtımRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

Kıbrıs Haber | Yazılım: Onemsoft

Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle