Yıllardır Bitmeyen Tartışma: Oyun Oynamak Bizi Şiddete Meyilli Yapar Mı?

Geçtiğimiz Eylül ayında Prof. Dr. Sevil Atasoy’un “bilgisayar olan her evde keskin nişancı yetişebilir” söylemi gündem olmuş, Atasoy’un bu …

Geçtiğimiz Eylül ayında Prof. Dr. Sevil Atasoy’un “bilgisayar olan her evde keskin nişancı yetişebilir” söylemi gündem olmuş, Atasoy’un bu söylemi pek çok oyuncu tarafından eleştirilmişti. Jack Thompson’ı andıran bu açıklama, günümüzde hala faydaları ve zararları hakkında genel bir gerçek olmamasına rağmen, video oyunlarından maksimum faydayı alıp zararlarını minimum düzeye çekip, küçük yaştaki çocuklara oyun kültürünü anlatmaya Dünya’da çoktan başlandı.

2000 öncesi ve 2000’li yılların başlarında oyunların insanları daha nefret dolu, öfkeli, sosyofobik, empati yoksunu, fiziksel saldırganlıkta artış, şiddet vb. şeylere meylettiği ya da bu tür özelliklerin dozunun arttırdığı söylenmekteydi.

Günümüzde hala yapılan birtakım çalışmalarda bunu destekleyen nitelikte sonuçlar çıkmaktadır. 

Fakat bu durumun birçok farklı nedeni olabilir, Türkiye’de yapılan ve oyun oynamanın kişileri daha şiddete meyilli yaptığını söyleyen bazı çalışmalar, değerlendirilen grupların yeteri kadar homojen olmamasından kaynaklanıyor olabilir.

Örneğin; yalnızca bir lisede bulunan tüm öğrencilere anket (ölçek) sunuluyor ve ardından çıkan sonuç “oyun oynamak şiddet doğurur” tarzında sunuluyor. Gayet tabi Türkiye’de doğru yapılan bazı çalışmaların sonucunda da oyun oynamakla şiddet arasında pozitif bir sonuç olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.

2019 yılında Oxford Üniversitesinde çalışan Deneysel Psikolog Andrew K. Przybylski, yaptığı çalışmada oyun oynamak ile şiddet arasında doğrusal bir bağ olmadığını ortaya çıkartmıştır.

Przybylski bu çalışmasında 14 – 15 yaşında olan 1004 çocuğu inceledi (1). 2021’de yayımlanan ve Sarah M. Coyne ile Laura Stockdale’ın 10 yıldır devam eden bir çalışması sonucunda, yine Aksiyon Video Oyunları oynamanın şiddete meylettiğine dair olan fikirlerin aksini ortaya çıkarttı (2). 

Coyne ile Stockdale’ın (2) yaptığı çalışmada, şiddetten bağımsız olarak, depresyon ile aksiyon düzeyinin yüksekliği arasında pozitif bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır, bu noktada da uzun süreler yalnızca yüksek yoğunlukta aksiyon oyununa maruz kalmak mental sağlığı korumak adına önerilmemektedir.

İçinde bulunduğumuz yıl içerisinde şiddet ile video oyunun arasındaki bağı inceleyen birçok çalışma yapılmıştır (3, 4, 5) ve birçoğu sonucunda sonuçlar arasında zıtlıklar ortaya çıkmıştır. Oyun oynamanın mental hasarları elbette bulunmaktadır ancak bunlar kontrol altına alınabilir ve oyunlardan alınan negatif çıktılar pasifize edilebilir.

Peki ne yapmalıyız?

Oyun oynamanın bilişsel (hafıza, el – göz koordinasyonu – problem çözme vb.) pozitif sonuçları biliniyorken ve neredeyse milyonlarca insanın video oyunları oynadığı bir dönemdeyken bunu tamamen ortadan kaldırmak yahut sınırlandırmak yerine daha optimist bir çare bulunması gerekmektedir.

Özet olarak, oyun oynamakla şiddete meyilli olma arasında bağ olup olmadığının kesin olmadığı bir dönemde yapılabilecek en iyi şey oyuncunun öz farkındalığına dikkat etmesi ya da oyuncu ebeveyninin basit ölçekte çocuğuyla iletişimde kalması yeterli olacaktır.

Kaynakça: 1, 2, 3, 4, 5

Haberi Kaynağından oku: Onedio

Not : Bu haber ONEDİO internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.