Uzm. Dr. Haydar Güler, prostat kanserinin erken belirti vermediğini belirterek, 45-50 yaş sonrası risk değerlendirmesi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önemini vurguladı.
Prostat kanserinin erken evrelerinde genellikle belirti vermediğini belirten Uzm. Dr. Haydar Güler, 45-50 yaşlarından itibaren kişisel risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemini vurguladı. Güler, özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanların daha erken yaşlarda risk değerlendirmesi yaptırması gerektiğini söyledi.
Uzm. Dr. Haydar Güler, toplumda PSA (Prostat Spesifik Antijen) yüksekliğinin doğrudan kanser olarak algılanabildiğini ancak iyi huylu prostat büyümesi, iltihap veya idrar yolu enfeksiyonlarının da PSA değerini yükseltebildiğini açıkladı. PSA yüksekliğinin tek başına kanser tanısı koydurmadığını belirten Güler, tanı için hastanın yaşı, prostat hacmi, PSA değişimleri, muayene bulguları ve gerekirse prostat MR’ının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kesin tanı için uygun hastalarda biyopsiye başvurulduğunu kaydetti.
Prostat kanseri tanısında son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Güler, multiparametrik prostat MR’ının şüpheli bölgelerin belirlenmesinde ve biyopsinin bu alanlara yönlendirilmesinde etkili olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın gereksiz biyopsileri ve önemsiz kanserlerin tanısını azalttığını belirtti. Güler, MR’ın tek başına yüzde 100 kesin sonuç vermediğini, PSA yoğunluğu, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin de dikkate alınması gerektiğini ekledi.
Tedavinin artık her hasta için aynı şekilde planlanmadığını vurgulayan Güler, PSA düzeyi, MR ve biyopsi sonuçları, hastalığın yayılımı, risk grubu, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve beklentilerinin tedavi kararında etkili olduğunu söyledi. Düşük riskli hastalarda
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap