Uzm. Dr. Pınar Balgöz, ateş düşürücü ilaçların bilinçsiz kullanımının ağır zehirlenmelere ve organ hasarına yol açabileceğini belirtti. Hayati risk taşıyor.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Pınar Balgöz, ateş düşürücü ilaçların bilinçsiz kullanımının ağır zehirlenmelere ve organ hasarına yol açabileceği konusunda uyardı. Uzm. Dr. Balgöz, yüksek doz veya sık aralıklarla tekrarlanan kullanımların nadir durumlarda ölüme dahi neden olabileceğini belirtti. Özellikle parasetamolün karaciğer yetmezliğine, ibuprofenin ise böbrek hasarına yol açabileceğini vurgulayarak, doğru doz ve uygulama ilkelerine uyulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
Uzm. Dr. Pınar Balgöz, ebeveynlerin sık yaptığı hatalara dikkat çekti. Ailelerin ilacı kısa aralıklarla vermesi, her ateş yükseldiğinde dozu tekrarlaması ve gün içinde verilen toplam miktarı takip etmemesi risk oluşturuyor. Aynı etken maddeye sahip farklı ilaçların birlikte kullanımı da farkında olmadan aşırı doza yol açabiliyor.
Çocuklarda ilaç dozunun belirlenmesinde çoğunlukla kilo esas alınıyor. Çocuğun kilosuyla birlikte yaşı, ilacın etken maddesi, şurubun konsantrasyonu ve günlük maksimum doz sınırı da dikkate alınmalıdır. Her ilaç için aynı doz hesabı geçerli değildir.
Aynı hacimdeki farklı şuruplar, farklı miktarlarda etken madde içerebilir. Bu nedenle sadece mililitre miktarını bilmek yeterli değil; ürünün içerdiği etken madde miktarının da kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.
Uzm. Dr. Balgöz, ilacın doğru ölçülmesinin de doz hesabı kadar önemli olduğunu vurguladı. Evlerde kullanılan yemek ve tatlı kaşıklarının standart ölçü sunmadığını, kaşığın büyüklüğüne göre ilaç miktarının değişebileceğini belirtti. Bu nedenle ilaç kutusundaki ölçüm enjektörünün kullanılması gerekiyor.
Aileler, her uygulamada verilen miktarı ve saati takip etmeli, yeni bir şişe açıldığında ürünün konsantrasyonunu yeniden kontrol etmelidir. Parasetamol ve ibuprofen gibi farklı etken maddeleri aynı anda vermek, doz ve zaman takibini zorlaştırabilir.
Bu ilaçların dönüşümlü kullanılması her çocuk için rutin olarak önerilen bir uygulama değildir. Bazı durumlarda hekim tarafından uygun görülebilir, ancak aileler kendi kararlarıyla böyle bir uygulamaya başlamamalıdır. Ateş hemen düşmedi diye kısa süre içinde ek doz vermek veya başka bir şuruba geçmek doğru bulunmuyor.
Hekimin önerdiği ilacın dozuna, uygulama aralıklarına ve günlük üst sınırına kesinlikle uyulması gerekmektedir.
Uzm. Dr. Balgöz, ilaç zehirlenmelerinde bulantı, kusma, karın ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerin görülebileceğini ifade etti. Özellikle parasetamol zehirlenmesinde ilk saatlerde belirgin bir bulgu olmayabileceği konusunda aileleri uyardı. Çocuğun başlangıçta iyi görünmesi, tehlikenin olmadığı anlamına gelmiyor; karaciğer hasarı belirtileri saatler veya günler içinde ortaya çıkabilir.
Ebeveynler, önerilenden fazla ilaç verdiklerini fark ettiklerinde veya verilen miktardan emin olmadıklarında belirtilerin ortaya çıkmasını beklememelidir. Derhal tıbbi değerlendirme talep edilmesi gerekiyor. Bilinç değişikliği, nöbet, solunum güçlüğü veya çocuğun uyandırılamaması durumunda 112’nin aranması önem taşıyor.
Sağlık kuruluşuna başvururken ilacın kutusunun veya şişesinin götürülmesi, verilen miktar ve uygulama saatlerinin paylaşılması kritik öneme sahiptir. Evde kusturmaya çalışmak ise kesinlikle doğru değildir.
Uzm. Dr. Pınar Balgöz, ateşin çoğunlukla enfeksiyonlara karşı gelişen bağışıklık yanıtının bir parçası olduğunu belirtti. Ateşin tek başına bir hastalık değil, altta yatan bir durumun belirtisi olduğunu vurguladı. Ateş düşürücü kullanımındaki temel amacın vücut sıcaklığını normale döndürmek değil, çocuğun ağrı ve huzursuzluğunu azaltmak olması gerektiğini ifade etti.
Bu süreçte çocuğun dinlenmesini sağlamak, sık aralıklarla sıvı sunmak, rahat giysiler tercih etmek ve ortamın aşırı sıcak olmasını önlemek gibi destekleyici yaklaşımlar öneriliyor. Soğuk duş, buz uygulaması, alkol veya sirkeyle silme gibi yöntemlerin ise kullanılmaması gerekiyor.
Özellikle üç aydan küçük bebeklerde 38°C ve üzerindeki ateşin gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirdiğini aktardı. Solunum güçlüğü, ense sertliği, basmakla solmayan döküntü, nöbet, belirgin uykuya eğilim veya sıvı alamama gibi bulguların varlığında acil değerlendirme yapılmalıdır. Ateşin uzaması veya çocuğun genel durumunun kötüleşmesi hâlinde de hekime başvurulması önem arz etmektedir.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap