“Hitler’in Hatıra Defteri” adlı tiyatro oyununun prömiyeri yapılacak

Ankara Halk Tiyatrosu ve köklü Türk Tiyatrosu geleneğinden bahsedilince artık ikinci kuşak ustalardan ve bir zamanlar Turgay Yıldız ile birlikte …

Ankara Halk Tiyatrosu ve köklü Türk Tiyatrosu geleneğinden bahsedilince artık ikinci kuşak ustalardan ve bir zamanlar Turgay Yıldız ile birlikte ”Hayal Kahvesi” programıyla ekranlarda bizlere hoş dakikalar yaşatan, güldürürken de düşündüren Bahadır Tokmak’tan bahsetmemek eksiklik olurdu.
Kendi yazıp yönettiği ”Hitler’in Hatıra Defteri” ile III.Reich dönemini sahneye taşıyıp, Ankara’nın nitelikli seyircisini de tekrar çekmeye çalışıyorlar salonlara. Prova arasında Bahadır Tokmak kırmayıp sorularımızı yanıtladı.

Oda TV : Sizi ve Aktör Stüdyo’yu tanıyalım mı önce?
Bahadır Tokmak: Teşekkürler, öncelikle kendi adıma hem de Aktör Stüdyo’nun tüm çalışanları adına Oda TV’ye ve Soner Yalçın’a bu zor ve dar zamanda ayakta kalmaya çalışan bize toplumcu sanat iddiasında olan kendisini toplumsal meselelerden soyutlamadan perdelerini açmaya çalışan bir tiyatroya destek verdikleri için -ki bu desteğe çok ihtiyacımız var- teşekkür ediyoruz..
Aktör Stüdyo ise Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MGSM) olarak bundan 13 yıl önce bu binada kuruldu. Tamamen kendi imkanlarımızla oluşturduğumuz bu 1080 m2’lik alanda, 2 butik tiyatro salonu, çeşitli dersliklerle başta tiyatro olmak üzere başka alanlarda da ders vermek üzere hem yetişkinlere hem de küçüklere hocalık yapan düzenli olarak oyunlar sahneleyip perdeyi açık tutmaya çalışan bir kurumuz.

Oda TV : Biz sizi sadece Aktör Stüdyo olarak değil Bahadır Tokmak olarak da tanımak istiyoruz. Ankara’nın politik tiyatro kökenli tanınmış oyuncularından birisiniz. Biraz da sizi ve tiyatro yolculuğunuzu dinleyebilir miyiz?
Bahadır Tokmak: Ben kendimi tiyatro oyuncusu olarak tanımlayacağım. Çok eski yıllarda İstanbullu bir ailenin çocuğu olarak Ankara’da babasının görevi münasebetiyle burada kalıp burada devam eden bir arkadaşınızım; Ankaralı bir tiyatro emekçisiyim. Tabii ki aldığım tiyatro eğitiminin ilk başlangıcı halkevleri. Daha sonraları profesyonelce oyunculuğa geçiş yaptığım yer Ankara Sanat Tiyatrosu (AST).. Bir çok önemli arkadaşımın o rahle-i tedrisattan geçtiği gibi ben de AST kökenliyim.. Toplumcu, ilerici, çağdaş ve demokrat tiyatro anlayışının ne olduğunu ilk anladığım kavradığım yerdir orası.. Daha sonra Ankara Halk Tiyatrosu ve Erkan Yücel’le tanışma yine bir eğitim süreci, yine önemli ustalarla çalışmanın mutluluğu ile bugünlere kadar geldim. Bence politikanın dışında hiçbir şey yok. Bugün birisi ”ekmek amma da zamlandı!” dese zaten bu politika; hatta ”hayat ne kadar güzel” dese, bugün o da bir politika ama politika. Dolayısıyla aldığımız bu eğitimle beraber tiyatro anlayışım da böyle şekillendi, sol tandanslı dünyaya bakarak sanat yaptık. Yazdığım ve içinde yer aldığım oyunlar da doğal olarak öyle oldu ve benim için hayatımın dönüm noktası, çok yakın zamanda kaybettiğimiz hiciv ustası, halk sanatçısı Turgay Yıldız’la çalışmaktı. Tiyatroda yaptığımızı ekrana taşıdık. Gördüğümüz yanlış ve terslikleri mizah yoluyla Nasreddin Hoca’nın torunları olarak izah etmeye çalıştık üstelik yerli ve milli bir işti; asla kopya değildi. Erk dediğiniz şeyin olduğu yerde muhalefet olur ve biz SHP iktidarında bile muhalefet yaptık; partizanca davranmadık. Sevgi ve barıştan yanayız özetle..

Oda TV: Peki “Hitler’in Hatıra Defteri” hangi ihtiyaçtan doğdu?
Bahadır Tokmak: Temel bir ihtiyaçtan bahsedelim bizle alakalı. Maalesef üzerimizden 2 yıla yakın bir süre öngörülemez ve hayal dahi edilemez buldozer misali pandemi denen felaket geçti. Maddi ve manevi bizi çökertti. Perdelerimizi bir milim dahi açamadan 1,5 yıl yaşadık. Bu oyun manevi açlığımızdan doğdu. Biz insanları bir salonun içine tıkıp alakasız kaba güldürülerle meşgul etmek yerine fikri paylaşmaktan yana olduğumuz için doğdu. Burası bir repertuvar tiyatrosu. Zaman zaman geleneksel Türk tiyatrosunun dokusuna uygun oyunlar da sergiliyoruz, yabancı eserler oynuyoruz, Amerikalı yazarları da mesela Tennessee Williams gibi. Ama en önemlisi zamanın ruhuna uygun bir şey söylememiz ve yapmamız gerekiyor. Kaba, kör gözüm parmağına, dalgalı ve bağırıp çağıran muhalefeti siyasetçiler yapıyor zaten. Bizim elimizde tiyatro gibi kutsal ve zarif bir alet, bir araç var. Ben de 12 Eylül öncesi ve sonrasının genciyim tabii ki. Dolayısıyla o dönemlerde ülkenin siyasi ve sosyal sorunlarına uzak kalmadan bir ergenlik dönemi yaşadık. Yaptığım işler de beni ister istemez bu döneme yönlendiriyor. Kavgam’ı okuduğum zaman ortaokul öğrencisiydim. Hans Fallada’nın bir kitabını da oyunlaştırmıştım. Son 30 yılda Hitler ile ilgili yaptığım dördüncü oyun bu; ilk değil yani.. 1933-45 döneminin Almanyasını anlatıyorum; hayalle dramatik kurgu ve teatral tatla. Brecht havasının estiği biçemi ve diyalektik dille sergileyeceğiz.

Oda TV: Dışarıdan oyuncu alıyor musunuz yoksa kendi yetiştirdiğiniz oyuncularla mı çalışıyorsunuz?
Bahadır Tokmak: Bu konuda katı kurallarımız olmamasına rağmen kendi yetiştirdiğimiz drama kurslarına başlayıp buralarda büyüyen yeteneğine sonsuz güvendiğim insanlarla yola devam ediyorum. Biz Erkan Yücel ve AST geleneğinden usta-çırak ilişkisinden gelip bunun kutsallığına inananlar olduğumuz için bunu tercih ediyoruz. Konservatuardan mezun olan arkadaşlarımız da var gelip bize katılan mesela.

Oda TV: Aşağı yukarı 40 yıldır sahnedesin. 40 yıl öncesini ve sonrasını, tiyatroyu ve seyircisini bize nasıl anlatırsın? Ankara önemli bir tiyatro şehri seyircisini neden önemli ölçüde yitirdi?
Bahadır Tokmak: Yaşım gereği son devrine rastladım. Hani anlatırlar ya; AST’ın kapılarının kırıldığı işte Maksim Gorki’nin ”Ana” oyununun oynandığı, Hitler rejiminin korku ve sefaletinin sahnelendiği, işçi ve öğrencilerin tiyatroya akın ettiği, insanların tiyatroya gelirken ceplerinde az para olmasına rağmen en iyi kıyafetleriyle geldiği, oyunun sonunda o günün sosyal ve siyasi sorunlarının paylaşılıp oyunun kritik edildiği, sohbet edildiği o günler o seyirciler yok.
Pazartesiler hariç, haftanın altı günü ama Cumartesi ve Pazarları matine suare olmak üzere oyunlar oynadığımız günler çok geride kaldı. Rahmetli Ferhan abi (Şensoy)’nin dediği gibi ”Bu tiyatro sadece cumartesi pazar yapılan bir meslek oldu.” Dolayısıyla Ankara’daki çağdaş, aydın, demokrat, itiraz eden, okuyan, araştıran seyircinin eridiğini görüyoruz. Siyasallı öğrencilerin oyun sonunda slogan attığını günleri biliyorum mesela. Bu belki eleştirilebilir lakin bu da bir duygu alışverişiydi, heyecandı. Baskı mı daha azdı? bilmiyorum. Benim yazdığım bir oyun vardı mesela. ”Her kim ki erken kalkar, ihtilali o yapar.” Bu oyunu biz 90’lı yılların başında oynadığımızda Kenan Evren Cumhurbaşkanıydı.

Oda TV: Bu oyuna nasıl bir seyirci bekliyorsunuz, oyunun prömiyeri ne zaman yapılacak?
Bahadır Tokmak: Bir şey anlatma derdinde olan bir oyun bu. “Bana ne dünya işinden” ya da ”Benim hayatım zaten tiyatro olmuş” diyen insanlara göre değil. Cuma günü seyircili prova var sonra gişeyi açacağız ve Cumartesi günü prömiyer yapılacak.

Haberi Kaynağından oku: Oda TV

Not : Bu haber ODATV internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.