Nepal ve Fransız Alpleri’ndeki zincirleme afetler sonrası Dr. Bikem Ekberzade, Türkiye’deki dört dağlık bölge için olası tehlikelere dikkat çekti.
Jeoloji uzmanı Dr. Bikem Ekberzade, Nepal ve Fransız Alpleri’nde yaşanan zincirleme afetlerin ardından Türkiye için kritik bir uyarıda bulundu. Ekberzade, Ağrı Dağı, Kaçkarlar, Cilo ve Sat sıradağları gibi yüksek bölgelerde buzul, kar, kaya ve su etkileşiminin benzer tehlikeleri tetikleyebileceğini belirtti. Bu durum, Türkiye’nin dağlık coğrafyasındaki yerleşim yerleri ve altyapılar için potansiyel risk oluşturuyor.
26 Ağustos’ta Nepal-Tibet sınırında yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği felaketin ardında karmaşık süreçler yer aldı. Bölgede meydana gelen bir heyelan, buzul ve kaya kütlesini harekete geçirerek dev bir çığa dönüştü. Hareket eden kütle nehir sistemine ulaşınca taşkınlar ve moloz akışları tetiklendi.
Haziran 2024’te Fransız Alpleri’ndeki La Bérarde kasabasını vuran taşkın ve moloz akışında yoğun yağışlar ve kar erimesi etkili oldu. Yeni bir araştırma, Glacier de Bonne Pierre buzulunun altında yüz binlerce metreküp su barındırabilecek gizli hazneler keşfetti. Dr. Ekberzade, buzul göllerinin düşünüldüğünden daha fazla su depolayabileceğini, olası taşkın senaryolarında bu görünmeyen su kütlelerinin de hesaba katılması gerektiğini belirtti.
Türkiye, mevsimsel kar örtüsü, buzullar ve sarp yüksek dağ sistemlerine sahip bir ülke. Özellikle Ağrı Dağı, Kaçkarlar, Cilo ve Sat sıradağları, buz, kar, kaya ve suyun aynı doğal sistemde etkileşim halinde olduğu bölgelerdir. Bu alanlarda meydana gelebilecek bir heyelan, başka bir kütleyi harekete geçirerek su sistemlerini etkileyebilir ve taşkın veya moloz akışı gibi afetlere dönüşebilir.
Dağlık alanlarda birbirini takip edebilecek afetlerin önceden tahmin edilebilmesi için klasik risk değerlendirmelerinin ötesine geçilmelidir. Uzmanlar, bir seli, heyelanı veya buz hareketini birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirmek yerine, bunların birbirleriyle nasıl etkileşime girebileceğinin modellenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu noktada yeni nesil modelleme ve erken uyarı sistemleri kritik önem taşıyor.
Farklı bilim dallarının birlikte çalışması, araştırmaların sürekliliği ve bilimsel sonuçların ulusal politikalara dahil edilmesi Türkiye’nin afetlere karşı hazırlığını güçlendirebilir. Nepal ve Fransız Alpleri’ndeki felaketler, yüksek dağlarda meydana gelen bir afetin zincirin yalnızca ilk halkası olabileceğini gösteriyor.
Yüksek dağlardaki risk değerlendirmeleri, küresel ısınmanın etkilerini de dikkate almalıdır. Buzulların küçülmesi, kar erime zamanlarının değişmesi ve permafrostun çözülmesi dağ sistemlerinin fiziksel özelliklerini etkileyebilir. İklim değişikliği, tek başına bir felaketin doğrudan nedeni olmasa da, sistemin hassasiyetini artırarak tehlikelerin tetiklenme ihtimalini değiştirebilir.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap